İstanbul,
26
Haziran
2018
|
11:14
Europe/Istanbul

Mercedes-Benz Kamyon Grubu “FutureLab” Uluslararası Basın Seyahati

Mercedes-Benz Kamyongeleceğin kamyonunu geliştiriyor

Daimler grup stratejisi “CASE” (Connected, Autonomous, Shared & Services, Electric) kapsamında teknolojik gelişmeleri dört alanın her birinde uygularken, Mercedes-Benz Kamyon Ürün Grubu öncü ve yenilikçi teknolojileri kullanarak “RoadEfficiency 2030” çerçevesinde kullanıcıların; düşük maliyet, yüksek güvenlik ve maksimum araç bulunurluğu olmak üzere beklentilerini yerine getiriyor. Mercedes-Benz Kamyon Ürün Grubu tarafından markanın Wörth Fabrikası’nda gerçekleştirilen FutureLab adlı etkinlikte dünyanın çeşitli yerlerinden davetli basın mensupları ile detaylı bilgiler paylaşılıyor.

Müşteri odaklı yaklaşım “RoadEfficiency 2030”

Mercedes-Benz Kamyon Ürün Grubu, “RoadEfficiency 2030” ile düşük genel gider, yüksek güvenlik ve maksimum araç bulunurluğu ile müşteri odaklı bir yaklaşım benimsiyor. Mercedes-Benz marka kamyonların sürücüleri birer “RoadStar” olarak kabul ediliyor ve üstün ergonomi, sezgisel kullanım ve dinlenme esnasında daha dingin bir ortamın keyfini sürüyor. Sürücüler ayrıca optimize edilmiş güç ve aktarma organları, daha da geliştirilmiş güvenlik ve sürüş destek sistemleri ve daha da azaltılan bakım maliyetleriyle destekleniyor.

Teknolojide öncü Future Truck 2025, Platooning ve eActros

Mercedes-Benz Kamyon Ürün Grubu, 2014 yılında IAA Fuarı’nda bugün tüm sektör tarafından geleceğin lojistik sisteminin sembolü olarak kabul edilen Mercedes-Benz Future Truck 2025’i tanıttı. Mercedes-Benz Future Truck 2025, “RoadEfficiency 2030” stratejisi çerçevesinde gerçekleştirilecek ürün gelişimlerini belirliyor ve hayata geçiriyor. Mercedes-Benz Kamyon Ürün Grubu, Future Truck 2025’i tüm dünyaya tanıttıktan iki yıl sonra kamyonlarındaki elektronik sistemleri bir arada kullanarak “Truck Platooning” çözümünün testlerini gerçekleştirmeye başladı. 2016 yılında konsept olarak tanıtılan ve bu yıl Avrupa’da müşterilerin kullanımına sunulması planlanan eActros kamyonları ile Mercedes-Benz Kamyon Ürün Grubu, sıfır emisyon yolunda önemli bir adım daha atıyor.

Dijitalizasyon

Dijitalleşme, Big Data ve nesnelerin interneti kadar yapay zekâ da lojistik sektörünün gelişiminde önemli bir rol üstleniyor. Lojistik sektörü; üretim hatlarında çalışan robotlar, Blockchain (blok zinciri) ile yönetilen süreçler ve algoritma yoluyla analiz edilen veriler sayesinde hızla gelişmeye devam ediyor. Scrum ve Design Thinking, modern topluluklar, inovasyon merkezleri ve start-uplar gibi yeni ve atak çalışma metodları da bu gelişimi destekliyor.

Bütün bu hızlı gelişimin temelinde ise dijital ağ bağlantısı yatıyor. Ağ bağlantı, günümüzde de karayolu taşımacılığında Telematik adı altında kullanılıyor. Mercedes-Benz Kamyon Ürün Grubu’nun varsayımları arasında ise orta vadede herkesin ve her şeyin birbiriyle iletişim kurarak veri alışverişinde bulunacağı yer alıyor. Söz konusu tüm katılımcılar iletişim ağı içerisinde doğru zamanda ve doğru yerde doğru bilgilere ulaştığında Mercedes-Benz Kamyon Ürün Grubu hedefine ulaşmış olacak.

Dizel’den sonra?

Dünya çapındaki otomotiv üreticileri petrole olan bağımlılığı azaltmayı ve 2030 yılına kadar sera gazı salınımını 2005 yılına kıyasla % 30 kadar düşürmeyi hedefliyor. Mercedes-Benz Kamyon Ürün Grubu da bu doğrultuda dizel motorun optimizasyonu hakkındaki çalışmalarına devam ederken; diğer yandan ulaşılması öngörülen emisyon salınım değerlerini yerine getirmek için azaltılmış ve arındırılmış CO2 salınımına sahip alternatif güç ve aktarma organları üzerinde çalışıyor.

Dağıtım ağında elektrikli güç ve aktarma organları, uzun yolda gündemde

Mercedes-Benz Kamyon Ürün Grubu, geleceğe yönelik çözümlerinde elektrikli güç ve aktarma organlarına odaklanıyor. Öncelikli kullanım alanı olarak şehir içindeki dağıtım ağı esas alınırken; taşıma kapasitesi, yükleme hacmi, dayanıklılık ve sessiz sürüş aranan nitelikler olarak öne çıkıyor. Şehir içi dağıtım ağındaki dur-kalk, hızlanma ve yavaşlama gibi zorlu sürüş şartları kinetik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştürebilen elektromotor için ideal çalışma ortamı sunuyor.

Mercedes-Benz Kamyon Ürün Grubu, IAA 2016’da sergilediği “Urban eTruck” konsepti ile dünyanın elektrikli ağır sınıf kamyonunu tanıtan ilk üretici oldu. Teknolojinin öncüsü bir adım daha ileriye giderek eActros ile ilk elektrikli kamyonunu şehir içi dağıtım ağında kullanmak üzere müşterilerin kullanımına sunmaya hazırlanıyor. 18 veya 25 ton olmak üzere iki farklı versiyon 2018 yılının ikinci yarısından sonra Avrupa’da müşterilerle buluşacak ve günlük şehir içi dağıtım ağında test edilmek üzere görev yapmaya başlayacak. Mercedes-Benz Kamyon Ürün Grubu tüm bu çalışmaların sonunda ise seri üretim kamyonlarla şehir içinde sıfır emisyonlu sürüş sunmayı hedefliyor.

Dizel’e bir diğer alternatif: Doğalgazlı araçlar

Dizel motorlu araçlara alternatif çözümlerden bir diğeri ise doğalgazlı araçlar. Doğalgazlı araçların sağladığı en önemli avantaj ise yakıtı dizel araca oranla daha temiz kullanması ve bu nedenle gelişmiş egzoz gazı arındırma çözümlerine ihtiyaç duymamasıdır. Bu özellikler sayesinde hem maliyet, hem de ağırlıktan tasarruf sağlanıyor. Buna ek olarak; doğalgazlı motorlar dizel motorlara oranla % 10 ve benzinli motora oranla ise % 20 daha az sera gazı üretiyor. Mercedes-Benz Kamyon Ürün Grubu, 2014 yılından bu yana Econic NGT (Natural Gas Technology) teknolojisine sahip araç üretiyor. Yeni teknolojiler kullanarak doğalgazı dizel araçlarda yakıt olarak kullanmak ve yanma verimini arttırmak doğalgazın kullanım cazibesini arttırıyor.

Kazaların Önlenmesi

Kazasız bir sürüş vizyonu Daimler-DNA’sının önemli bir yapı taşını oluşturuyor. Şirket uzun yıllardır güvenlik ve sürüş destek sistemleriyle sektöre öncülük ediyor ve kendi bünyesindeki kaza araştırmalarıyla bu sistemlerin gelişimini sağlıyor. Günümüzde kamyonlarda kullanılan güvenlik sistemlerinin neredeyse tamamı ilk kez Mercedes-Benz Kamyon Ürün Grubu tarafından lanse edilirken bazı sürüş destek sistemleri sadece ‘Yıldız’a sahip kamyonlarda sunuluyor. Örneğin Mercedes-Benz ilk “Aktif Fren Asistanı”nı bundan 10 yıl önce lanse etmişti. Mercedes-Benz Kamyon tarafından ilk kez kullanıma sunulan “Şerit Takip Asistanı” gibi sistemler yalnızca pazar tarafından kabul görmekle kalmadı, aynı zamanda AB ülkelerinde satılan yeni araçlarda zorunlu donanım olarak devreye alındı.

Mercedes-Benz Kamyon Ürün Grubu, 2016 yılında lanse ettiği ve kamyon ile yayanın çarpışma olasılığını en aza indiren “Aktif Fren Asistanı 4” (ABA 4) ile dünyanın entegre yaya algılama özelliğine sahip ilk güvenlik donanımını kullanıma sundu. Eşzamanlı olarak lanse edilen “Dönüş Asistanı” ise dönüşlerde yaya ve bisikletlileri algılıyor ve sürücüyü uyarıyor.

Kronik sorun: Stres altındaki sürücü

Global ölçekte yapılan en güncel araştırmalara göre trafik yoğunluğunun ve karmaşasının yol açtığı yüksek baskı nedeniyle kamyon sürücülerinin yüzde 13’ü yoğun stres altında. Mercedes-Benz Kamyon Ürün Grubu, sürücüleri desteklemek ve hissettikleri baskıyı azaltmak için yeni nesil kamyonlarında otonom sürüşe ağırlık vermeyi hedefliyor. Özellikleri daha da geliştirilen “Dur-Kalk” özelliğine sahip yeni sistemlerin tüm seyir hızlarında yarı otonom sürüşe imkân tanıması amaçlanıyor.

Platooning araştırma sahası: Testler umut vaat edici

İki yıl önce Mercedes-Benz Kamyon Ürün Grubu, üç adet otonom sürüşe sahip Actros’u birbirine bağlayarak trafiğe açık alanda Platoon sürüş gerçekleştirdi. Bu konvoy ile yakıt tüketimi yüzde 7’ye kadar düşürülürken otoyolda kaplanan alan yarı yarıya azaltıldı ve sürüş güvenliği önemli oranda artırıldı.

Daimler otonom kamyon ve otobüsler geliştirmek üzere Portland, Oregon’da bir otonom sürüş araştırma ve geliştirme merkezi kurdu ve bu alanda da öncü olmaya devam ediyor. Yeni merkez Stuttgart ve Hindistan’da bulunan diğer otonom sürüş araştırma ve geliştirme merkezleriyle işbirliği içinde çalışacak. Geliştirilen sistemlerin stres azaltmaya yönelik katkılarını incelemek üzere test süreçlerine müşteriler de dâhil edilecek.

Mercedes-Benz Kamyon Ürün Grubu tarafından geliştirilen otonom sürüş teknolojileri sadece lojistik alanında kullanılmıyor. Örneğin; Otomatik Havaalanı Yer Bakımı (AAGM) projesi çerçevesinde havaalanında sürücüsüz bir kar küreme aracı kar küreme işlemini otonom olarak gerçekleştirebiliyor. Bu yıl, Norveç Havalimanı’nda Mercedes-Benz marka tamamen otonom kar küreme araçları kullanılmaya başlandı.

Verimlilik

Büyük kamyon filosuna sahip işletmeler kadar küçük filolar için de küçük yakıt tüketimi avantajları ciddi maliyet tasarruflarını beraberinde getiriyor. Yeni bir uzun yol kamyonu gelişmiş aerodinami ve optimize edilmiş güç ve aktarma organlarıyla yüzde 3 kadar yakıt tasarrufu sağlıyor. Yakıt tüketimindeki düşüş, eşzamanlı olarak CO2 emisyon salınımında da azalma anlamına geliyor.

Daimler 30 yıl önce yakıt tüketimi, enerji tüketimi ve CO2 emisyon salınımını hesaplamak için ilk simülasyon yazılımını geliştirdi. İlgili simülasyonda araç modeli, canlandırılan bir güzergâh üzerinde belirli bir kullanım profili ile yol alıyor. Mühendisler tarafından her geçen gün kapsamı genişletilen parametreler sayesinde yapılan hesaplamaların doğruluğu giderek artıyor. Yazlımın günümüzdeki güncel hali ile Mercedes-Benz kamyonlardaki yan ekipmanlar da ayrıca değerlendiriliyor.

Yol testleri simülasyonları tamamlıyor

Simülasyon yoluyla belirlenen yakıt tüketimi ve CO2 emisyon salınım değerlerinin doğrulanması için gerçek sürüş koşullarında yol testleri gerçekleştiriliyor. Her iki ölçüm metodu birbiriyle rekabet etmek yerine bir araya gelerek kamyonun optimizasyonuna hizmet ediyor.